The ancient city of Parion or Parium is located off the E90 from Lapseki to Biga. Just follow the signs for Kemer or Parion which is about 14km away. There is no service station along this route or in Kemer village and there are no hotels or guest houses here. Although not exactly off the beaten track the ruins are spread about a bit so you might want to bring your walking boots.
The city was probably founded around 3000 years ago by a colony of settlers from Eretria and island of Paros. The city would have had defensive towers and temples. It would have been a large city and an important harbour and the remains of the impressive walls and aqueduct can be seen on the outskirts of Kemer village before you get anywhere near the main site.
During the Hellenistic period it would have come under the control of Lysimachus, an important follower of Alexander the Great. It them became part of the Pergamon Kingdom before being handed over to the Romans in 133 BC.
Parion minted its own coins and there would have been a powerful and influential Christian community here before 180 AD. During the Byantine period it gained the status of a metropolis but in Ottoman times it lay in ruins in the village of Kamares, inhabited mainly by Greeks before the great population exchange and the changing of the name of the village to Kemer koyu.
Work has been carried out at Parion for many years. It’s location is no secret and it was known to Osman Hamdi Bey, the Ottoman administrator and accomplished archaeologist who found a sarccophagus here and had it moved to the Archaelogical museum in Istanbul. The site was excavated by Professor Cevat Basaran who started excavations here in 2005. Leading the excavations at Parion it is now under the expertise of Vedat Keles from the 19thMay University’s archaelogy department.
The excavations at Parion continue and so far the most important finds have been the tombs and sarcophagi from the Parion necropolis. One of the sarcophagus which was unearthed in 2009 is 2200 years old. Gold coins and the figure of a sun God was also discovered along with around 220 graves where people were buried with their belongings and gifts. Many graves have unfortunately been dug up by treasure seekers over the years but intact examples have been found.
The site at Parion has a theatre, an odeon and baths and there are excavations continuing at several locations on the hillside overlooking the ancient city. In 2011 a marble block was found with an inscription in the Phrygian language. It is therefore likely that Parion was on the outer limits of the borders of the Phrygian civilisation.
Parion and its excavations are very much in their infancy with new and interesting finds being discovered all the time. Many of the items that have been found can be seen at the Archaelogical Museum in Canakkale and the Troy Museum near Troy.
This was once a grand city of significant importance that might even rival Ephesus but it will be many years before the full extent and grandeur of the city can be realised in full. Today you can still see what has been unearthed but this is very much a working site so there are no tourist facilities or gift shops here.
A 2,700 year old well has also been discovered at Parion. One of nine ancient wells in Turkey it still provides drinking water attributed to having special healing and beauty properties and which still contains water.
If you find yourself anywhere near Lapseki or Biga then try and make time to visit Parion. The village of Kemer with its little harbour and quaint back streets is also interesting.
Antik Parion (veya Parium) kenti, Lapseki ile Biga arasında uzanan E90 karayolu üzerinden ulaşılabilecek bir konumdadır. Kemer ya da Parion tabelalarını takip etmeniz yeterlidir; bu noktalar ana yoldan yaklaşık 14 km uzaklıktadır. Bu güzergâh üzerinde veya Kemer köyünde herhangi bir benzin istasyonu ya da konaklama tesisi (otel veya pansiyon) bulunmamaktadır. Her ne kadar çok tenha bir bölge olmasa da, antik kalıntılar geniş bir alana yayılmış durumda olduğu için yürüyüş ayakkabılarınızı getirmenizde fayda var.
Parion’un, yaklaşık 3000 yıl önce Eretria’dan ve Paros Adası’ndan gelen yerleşimciler tarafından kurulduğu düşünülmektedir. Kentte savunma kuleleri ve tapınaklar bulunmaktaydı. Büyük bir şehir olmasının yanı sıra önemli bir liman kenti olduğu tahmin edilmekte; Kemer köyünün dışındaki etkileyici sur kalıntıları ve su kemerleri daha ana bölgeye ulaşmadan önce görülebilir.
Helenistik Dönemde, Büyük İskender’in önemli komutanlarından Lysimakhos’un kontrolüne geçen şehir, daha sonra Pergamon Krallığı’na bağlanmış, M.Ö. 133 yılında ise Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olmuştur.
Parion kendi sikkelerini basan bir şehir olup, M.S. 180 yılından önce burada güçlü ve etkili bir Hristiyan topluluğunun varlığına dair bulgular mevcuttur. Bizans döneminde metropolitlik statüsünü kazanan şehir, Osmanlı döneminde ise harabe haline gelmiş ve “Kamares” adlı bir köy olarak, nüfusunun büyük kısmı Rumlardan oluşacak şekilde varlığını sürdürmüştür. Mübadele sonrasında köyün adı Kemer Köyü olarak değiştirilmiştir.
Parion’da yıllardır arkeolojik çalışmalar sürdürülmektedir. Bu bölgenin varlığı yeni değildir; Osmanlı döneminin önemli yöneticilerinden ve arkeologlarından Osman Hamdi Bey de burayı bilmiş ve buradan çıkardığı bir lahiti İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşımıştır. 2005 yılında Prof. Dr. Cevat Başaran öncülüğünde başlayan kazılar, günümüzde 19 Mayıs Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Vedat Keleş’in başkanlığında devam etmektedir.
Kazılar sonucunda bugüne kadar en önemli keşifler Parion nekropolündeki mezarlar ve lahitler olmuştur. 2009 yılında ortaya çıkarılan lahit 2200 yıllıktır. Ayrıca altın sikkeler, bir güneş tanrısı heykelciği ve yaklaşık 220 mezar bulunmuştur. Bu mezarlarda insanlar eşyaları ve armağanlarıyla birlikte gömülmüştür. Ne yazık ki yıllar boyunca defineciler birçok mezarı tahrip etmiş olsa da sağlam örnekler de gün yüzüne çıkarılmıştır.
Parion’da tiyatro, odeon ve hamam gibi yapılara ait kalıntılar mevcuttur. Antik kentin yamaçlarında farklı noktalarda kazı çalışmaları devam etmektedir. 2011 yılında bölgede Frigce yazıt içeren mermer bir blok bulunmuş, bu da Parion’un Frigya medeniyetinin sınırlarına yakın bir bölgede yer aldığına işaret etmektedir.
Parion’daki kazılar hâlâ oldukça erken bir aşamadadır ve her geçen gün yeni, ilgi çekici bulgular ortaya çıkmaktadır. Çıkarılan eserlerin birçoğu Çanakkale Arkeoloji Müzesi ve Troya Müzesi’nde sergilenmektedir.
Bir zamanlar çok önemli ve ihtişamlı bir şehir olan Parion’un, belki de Efes ile yarışabilecek bir düzeyde olduğu düşünülmektedir. Ancak kentin tam anlamıyla keşfedilmesi ve ihtişamının ortaya çıkarılması için daha uzun yıllara ihtiyaç vardır. Bugün hâlâ görülebilecek kalıntılar olsa da burası aktif bir kazı alanı olduğu için herhangi bir turistik tesis veya hediyelik eşya dükkânı bulunmamaktadır.
Parion’da ayrıca 2700 yıllık bir kuyu keşfedilmiştir. Türkiye’de bilinen dokuz antik kuyudan biri olan bu kuyu hâlâ içme suyu sağlamaktadır ve suyunun iyileştirici ve güzelleştirici etkileri olduğuna inanılmaktadır.
Eğer yolunuz Lapseki veya Biga civarına düşerse, Parion’u ziyaret etmek için mutlaka zaman ayırın. Kemer köyü de küçük limanı ve sevimli arka sokaklarıyla oldukça ilgi çekici bir yerleşimdir.







Leave a Reply