Getting to Bozcaada is pretty straight forward if you have your own transport. You just head for Geyikli and from Geyikli to Geyikli Iskelesi which is the dock for ferryboats to Bozcaada. This video was filmed in October when we took the car. The short ferry crossing lasting 20 minutes or so whisks you across to this small islands measuring around 40 square km in size.
Bozcaada gets very busy in peak season. So busy in fact that taking your car is a real hassle. Far better then to park your vehicle and travel on foot. The ferryboat takes you straight over to the island’s main town, also called Bozcaada. If you do want to explore the rest of the island then you can rent a motorbike or a car or just take the local minibuses which are cheap enough.
A quick tour by car around the island will take you through some spectacular landscape and coastal views. The little coves and beaches along the way are idyllic places to pull up and take a break and just soak up the summer sun. The largest and most popular beach is Ayazma beach with its restaurants and cafes but still not too commercialised as to spoil the atmosphere of this beautiful natural sandy beach.
All around the island you will see olive groves and vineyards. The local Bozcaada wine is sold in most of the restaurants. Although agriculture and some fishing is still important on Bozcaada the main source of income these days is from Tourism. There are many boutique hotels and beautiful guest houses on the island. This is a very popular destination with tourists from Istanbul.
The island used to be known as Tenedos by its Greek name. It became Turkish in 1923 although there are a number of Greek families still living on the islands. The island was used as a safe haven for the fleets preparing to invade nearby Troy, their ships hiding behind the island and out of view from the Trojans. During the first world war Gallipoli Campaign it was also used by the Allies.
Bozcaada looks very Greek. Meandre along the beautiful back streets of the town and the small houses and hotels are very picturesque. This is a place to relax and enjoy. There is no loud music and club culture here on Bozcaada but it does have many café’s, bars and some extremely good restaurants.
Whilst you wander around the town you will probably notice the Blue Eyed Crows of Bozcaada. Blue Eyed crows of Bozcaada are very tame. You will have to be careful they do not steal food from your plate. They are quite at home here. Although a small island Bozcaada is the third largest of the Turkish islands with an abundance of wildlife and fauna. The Aegean climate changes here and makes it unique from the rest of the surrounding area and the mainland. The island is a protected zone and as such any large development projects such as large sprawling hotel complexes have been prohibited.
The castle at Bozcaada is pretty impressive and having been restored it is in pristine condition. There has been a castle here since before the 14th century but details and documentation is lacking with regard to the construction and architects. The Phoenicians and the Roman Empire would have been established here and the Republic of Venice might have actually built the original castle.
What you see here today is an entirely different fortification. After the Venicians and Genoese left the Island fell into the hands of Mehmet II of the Ottoman Empire in 1455 which is when the castle was rebuilt. In 1656 the Venecians captured the castle but 11 years later it was taken back by Mehmet Pasha. A restoration and renewal of the castle was carried out as late as 1815 by the Sultan Mahmut II.
The commanding position of the castle gives you some spectacular views of the island and the town and harbour. It is definitely worth a visit.
For more information on Bozcaada ( Tenedos ) take a look at: https://travopo.com/travel-guides/turkey/tenedos/
Bozcaada’ya ulaşım, eğer kendi aracınız varsa oldukça kolaydır. Yapmanız gereken tek şey Geyikli’ye gitmek ve oradan da Bozcaada feribotlarının kalktığı Geyikli İskelesi’ne yönelmek. Bu video, Ekim ayında arabamızla yaptığımız yolculuk sırasında çekildi. Yaklaşık 20 dakika süren kısa bir feribot yolculuğu sizi, yaklaşık 40 km² büyüklüğündeki bu küçük adaya ulaştırıyor.
Bozcaada, özellikle yaz aylarında oldukça kalabalık oluyor. Öyle ki, bu dönemde araba ile gitmek oldukça zahmetli hale geliyor. Bu yüzden aracınızı karaya park edip adaya yaya olarak geçmek çok daha mantıklı. Feribot sizi doğrudan adanın merkezi olan Bozcaada kasabasına götürüyor. Eğer adanın diğer bölgelerini de keşfetmek isterseniz, motor ya da araba kiralayabilir ya da oldukça uygun fiyatlı olan minibüsleri kullanabilirsiniz.
Arabayla adada yapacağınız kısa bir tur, sizi etkileyici manzaralar ve sahil görüntüleriyle buluşturur. Yol boyunca karşınıza çıkan küçük koylar ve plajlar, durup güneşin tadını çıkarabileceğiniz harika duraklardır. En büyük ve en popüler plaj olan Ayazma Plajı, restoranları ve kafeleriyle öne çıkar ancak hâlâ doğallığını koruyarak kalabalık ve ticari bir atmosferden uzak kalmayı başarmıştır.
Adayı çevreleyen zeytinlikler ve bağlar dikkat çeker. Yerel Bozcaada şarapları adadaki çoğu restoranda satılmaktadır. Her ne kadar tarım ve balıkçılık hâlâ önemli olsa da, günümüzde adanın ana geçim kaynağı turizmdir. Adaya özgü birçok butik otel ve güzel pansiyonlar bulunmaktadır. Bozcaada, özellikle İstanbul’dan gelen turistler arasında oldukça popüler bir tatil destinasyonudur.
Ada, geçmişte Yunan adıyla Tenedos olarak bilinirdi. 1923 yılında Türkiye’ye katılmıştır ancak adada hâlâ yaşayan birkaç Yunan aile bulunmaktadır. Tarihte, Truva’ya saldırı hazırlıkları yapan donanmaların gizlice saklandığı güvenli bir liman olarak kullanılmıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale Cephesi sırasında da Müttefikler tarafından kullanılmıştır.
Bozcaada, mimarisi ve dar sokaklarıyla oldukça Yunan havası taşır. Kasabanın arka sokaklarında dolaşırken küçük evler ve otellerin güzelliği sizi büyüleyecektir. Burası dinlenmek ve keyif almak için mükemmel bir yerdir. Bozcaada’da yüksek sesli müzik ya da gece kulübü kültürü bulunmaz; fakat birçok kafe, bar ve oldukça kaliteli restoranlar mevcuttur.
Kasabada dolaşırken Bozcaada’nın Mavi Gözlü Kargaları’nı fark edeceksiniz. Bu kargalar oldukça evcildir. Hatta tabaktaki yemeğinizi çalmamaları için dikkatli olmanız gerekebilir. Kendilerini adada oldukça evlerinde hissederler. Küçük bir ada olmasına rağmen Bozcaada, Türkiye’nin üçüncü büyük adasıdır ve zengin bir yaban hayatına sahiptir. Ege iklimi burada farklılık gösterir ve burayı çevresinden ve ana karadan ayıran özel bir yer haline getirir. Ada koruma altındadır ve bu nedenle büyük otel projeleri gibi geniş çaplı yapılaşmalara izin verilmemektedir.
Bozcaada Kalesi oldukça etkileyicidir ve restorasyon sonrası mükemmel durumda korunmaktadır. 14. yüzyıldan önce burada bir kale olduğu biliniyor; fakat inşa süreci ve mimarları hakkında yeterli belge yoktur. Fenikeliler ve Roma İmparatorluğu burada varlık göstermiştir, ayrıca kalenin ilk hâli Venedikliler tarafından yapılmış olabilir.
Bugün gördüğünüz kale tamamen farklı bir yapıdır. Venedikliler ve Cenevizliler’in ardından ada, 1455 yılında Osmanlı Padişahı II. Mehmet’in eline geçmiştir ve bu dönemde kale yeniden inşa edilmiştir. 1656 yılında Venedikliler kaleyi ele geçirmiş, ancak 11 yıl sonra Mehmet Paşa tarafından tekrar alınmıştır. Kaleye son büyük restorasyon ise 1815 yılında Sultan II. Mahmut tarafından yaptırılmıştır.
Kalenin hakim konumu, size ada, kasaba ve liman hakkında muhteşem manzaralar sunar. Kesinlikle ziyaret edilmeye değerdir.
Bozcaada (Tenedos) hakkında daha fazla bilgi için şu bağlantıya göz atabilirsiniz: https://travopo.com/travel-guides/turkey/tenedos/







Leave a Reply