Site icon Turkish Travels

Day 3 – Ankara

flags of turkey

Photo by Engin Akyurt on Pexels.com

YouTube Poster




So today we head off to Kızılay again and take a taxi to be dropped off at Gençlik Park, a very popular park in the summer with its own Lunar Park full of amusements, an outdoor theatre, and an artificial lake. Nearby are the Municipality Theatre, the sports stadium, and the main railway station.

As I mentioned before, the weather has been mostly cloudy during our stay, so you are seeing Ankara at its worst rather than its best, but there’s not much we can do about that. Today, we will be visiting some of the city’s museums.

The Grand Assembly Building, the Turkish Parliament, is where all the main decisions regarding Turkey’s international and domestic affairs were taken. It played an important role in Turkish political history from 1924 to 1960. Mustafa Kemal Atatürk’s principles and reforms came to life here. The building is beautifully maintained, and the main assembly hall with its ornate ceiling is quite spectacular.

There are a number of rooms, all accessed via a central corridor, displaying government equipment, furniture, and personal items, some of which belonged to Mustafa Kemal Atatürk. If you plan to visit several museums in Ankara, you can buy a card at several locations in the city. Just a little further up the road is the original Grand Assembly Building. Although older, it similarly has a central corridor with rooms on either side. One of these rooms is the main assembly hall with old-fashioned desks and heating stoves. Although this building was altered several times, it was not large enough to accommodate the growing needs of the Turkish Republic’s assembly, which is why the newer Turkish Grand National Assembly II next door was built and opened in 1924.

Melike Hatun Mosque is a new mosque in Ankara, recently opened for service on 27 September 2017. It has a capacity for 7,000 people. Our next stop is the Ethnography Museum, which houses collections and displays relating to the cultures of Turkic tribes. The building was designed by Arif Hikmet Koyunoğlu between 1925 and 1928. Before Anıtkabir was built, and during its construction, the museum housed Mustafa Kemal Atatürk’s sarcophagus from 1938 to 1953. The museum details the funeral events, and there is a statue of Atatürk on his horse outside the main entrance. This small museum displays traditional clothing, artifacts, and furniture illustrating Anatolian life. Its elevated position offers spectacular views of Ankara’s cityscape. The large building beside the museum is the Painting & Sculpture Museum.

All the museums we visit in this Ankara series only show a short clip of their contents to avoid spoiling your experience. All are worthy of a visit when in Ankara. Our next museum is Atatürk’s Museum Mansion in Çankaya, within the grounds of the old palace. But first, we leave our taxi at Atakule, a 125-metre (410-foot) high communications and observation tower and one of Ankara’s most well-known landmarks. Built between 1987 and 1989 by architect Ragıp Buluç, the top section features an open terrace and revolving restaurant. The tower is currently closed for renovation, but the adjacent Atrium shopping centre was Ankara’s first modern shopping centre. Its open-plan layout, with carefully placed seating and terrace balconies offering spectacular city views, makes it one of Ankara’s nicest malls.

Walking towards the palace entrance for Atatürk Museum Mansion, we pass the British Embassy on Şehit Ersan Caddesi. I mention this because I used to work there, and it brings back fond memories. The embassy sits on extensive grounds, including an administration building, ambassador’s residence, a school, swimming pool, and its own pub. This area of Çankaya is home to several diplomatic missions and embassies. In the past, terrible smog in Ankara meant diplomatic staff insisted on housing in Çankaya and Gaziosmanpaşa, which are higher up and less polluted.

There are great views of the snow-capped hills in the background.

We finally arrive at Atatürk’s Museum Mansion. It is advised to book your visit in advance or at least check opening times, as it is not open all the time to the public. The mansion is within a government centre, the old palace, so security is tight and no filming or photography is allowed inside. Visitors are transported by vehicle to the house. This is definitely worth visiting because everything inside is preserved as it was in Atatürk’s time. The furniture and workmanship are exceptional—it feels like stepping back in time. We also visited Atatürk’s house at Atatürk Orman Çiftliği (Atatürk’s Forest Farm) that afternoon, but it is nowhere near as elaborate or comfortable as this one. It was snowing while we were there.

We then walk down Şehit Ersan Street to see the Pembe Köşk (Pink Palace), an Ottoman-era house in Çankaya and the city’s oldest villa. It was the home of Turkish President İsmet İnönü from 1925 to 1973. Unfortunately, it was closed for renovation, so we will have to come back another time. We take another taxi and head to Atatürk Orman Çiftliği to visit Atatürk’s house. On the way, we pass the Presidential Complex, where filming was not allowed, so there is a Wikipedia photo instead. The area around Atatürk Orman Çiftliği used to be forested, hence the name, but little forest remains now. The house is set within a garden with trees. It is an exact copy of the house where Atatürk was raised in Thessaloniki, Greece. The rooms give a good indication of how houses were furnished then. Walking through the Forest Farm, we see restaurants, nurseries, and businesses where once there was just forest—a sign of the times. I’m told this place is still popular in summer.

As if we hadn’t seen enough for one day, we decide to head to the Armada Shopping Centre, one of Ankara’s premier malls. It has two sections, Armada 1 and Armada 2, connected by a bridge with beautiful night views of street life below. The arcade has over 125 stores and was beautifully decorated for the New Year. The surrounding streets are lively, bright, and vibrant with shoppers and people heading to restaurants and cafés.

Well, that was a long day. We hope you enjoyed watching. Tomorrow we will head for the Castle and the surrounding area of Ulus.


Bugün tekrar Kızılay’a gidiyoruz ve taksiyle Gençlik Parkı’nda iniyoruz. Burası yazın çok popüler bir park. İçinde lunapark, açık hava tiyatrosu ve yapay bir gölet var. Ayrıca yakınlarda Belediye Tiyatrosu, spor stadyumu ve ana tren garı da bulunuyor.

Daha önce de söylediğim gibi, konaklamamız boyunca hava genellikle kapalı ve bulutluydu. Yani Ankara’yı en iyi haliyle değil, kötü havasıyla görüyorsunuz ama buna yapacak bir şey yok. Bugün şehirdeki bazı müzeleri gezeceğiz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası önemli bir yer. Burada Türkiye’nin iç ve dış işleri ile ilgili kararlar alınırdı. 1924-1960 yılları arasında Türk siyasi tarihinde büyük rol oynadı. Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkeleri ve reformları burada hayat buldu. Bina çok güzel korunmuş ve ana toplantı salonundaki süslü tavan çok etkileyici.

Bir merkezi koridordan açılan birçok oda var. Bu odalarda hükümete ait eşyalar, mobilyalar ve Mustafa Kemal Atatürk’e ait bazı kişisel eşyalar sergileniyor. Ankara’da birçok müzeyi gezmeyi planlıyorsanız, şehirde bazı yerlerden alabileceğiniz bir müze kartı var. Biraz ileride orijinal Büyük Millet Meclisi Binası var. Eski ama benzer şekilde ortada koridor ve yanlarda odalar bulunuyor. Ana toplantı salonunda eski tarz masalar ve soba var. Bu bina birkaç kez değiştirilmiş ama meclisin büyüyen ihtiyaçlarını karşılamadığı için yanında 1924’te yeni meclis binası yapılmış.

Melike Hatun Camii Ankara’da yeni bir cami. 27 Eylül 2017’de hizmete açıldı ve 7.000 kişilik kapasitesi var. Sonraki durağımız Etnografya Müzesi. Burada Türk boylarının kültürlerine ait eşyalar sergileniyor. Bina 1925-1928 yıllarında Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlandı. Anıtkabir yapılana kadar Atatürk’ün lahiti bu müzede saklandı (1938-1953). Müzede cenaze töreni anlatılıyor ve girişte Atatürk’ün ata binerken heykeli var. Küçük bir müze ama Anadolu hayatını gösteren kıyafetler, eşyalar ve mobilyalar var. Müzenin yüksek konumu Ankara manzarası için çok güzel. Yanındaki büyük bina Resim ve Heykel Müzesi.

Ankara’da ziyaret ettiğimiz müzelerin her biri sadece kısa bir bölüm gösteriyor. Daha fazlasını göstermek deneyimi bozabilir. Bu müzeler Ankara’ya geldiğinizde mutlaka görülmeli. Bir sonraki müze Çankaya’daki Atatürk Müzesi Köşkü, eski sarayın içinde. Ama önce Atakule’de taksiden iniyoruz. Atakule, 125 metre yüksekliğinde ve Ankara’nın simgelerinden biri. 1987-1989 arasında Ragıp Buluç tarafından yapılmış. Üst kısmı açık teras ve dönen restoran. Şu an tadilat nedeniyle kapalı ama yanındaki Atrium alışveriş merkezi Ankara’nın ilk modern alışveriş merkezi. Açık planı, oturma yerleri ve şehir manzaralı balkonlarıyla çok hoş bir yer.

Atatürk Müzesi Köşkü’ne yürürken Şehit Ersan Caddesi’nde İngiliz Büyükelçiliği’ni görüyoruz. Burayı özellikle söylüyorum çünkü ben burada çalışmıştım, güzel anılarım var. Büyükelçilik geniş arazide, içinde yönetim binası, büyükelçi konutu, okul, havuz ve kendi birahane var. Çankaya birçok diplomatik misyon ve büyükelçiliğe ev sahipliği yapıyor. Eskiden Ankara’da çok duman vardı, diplomatik personel genellikle Çankaya ve Gaziosmanpaşa’yı tercih ederdi çünkü burası daha yüksekte ve hava temizdi.

Arka planda karla kaplı tepeler güzel görünüyor.

Sonunda Atatürk Müzesi Köşkü’ne varıyoruz. Ziyaret için önceden rezervasyon yapmanız ya da en azından açılış saatlerini kontrol etmeniz önerilir çünkü her zaman açık değil. Köşk eski saray içinde, güvenlik sıkı ve içeride film veya fotoğraf çekmek yasak. Ziyaretçiler araca binip eve götürülüyor. Burası mutlaka görülmeli çünkü içerisi Atatürk zamanındaki gibi korunmuş. Mobilyalar ve işçilik çok kaliteli. Zaman tüneline girmiş gibi hissediyorsunuz. Aynı gün Atatürk Orman Çiftliği’ndeki evini de gezdik ama orası bu kadar detaylı ve konforlu değil. O sırada kar yağıyordu.

Şehit Ersan Caddesi’nden yürüyerek Pembe Köşk’e gidiyoruz. Burası Çankaya’da Osmanlı döneminden kalma ve Ankara’nın en eski villası. 1925-1973 yılları arasında Türkiye Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün eviymiş. Maalesef tadilatta olduğu için gezemedik, başka zaman tekrar gelmemiz gerekecek. Teksiye binip Atatürk Orman Çiftliği’ne doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden geçiyoruz. Orada çekim yapmak yasak olduğu için Wikipedia’dan bir fotoğraf var. Orman Çiftliği eskiden ormanlıkmış ama artık pek orman kalmamış. Ev bir bahçe içinde. Burası Atatürk’ün Yunanistan’daki Selanik’te büyüdüğü evin tam bir kopyası. İçindeki odalar o dönemin ev düzenini anlatıyor. Orman Çiftliği’nden yürürken artık burada restoranlar, bahçeler ve iş yerleri olduğunu görüyoruz. Eskiden sadece orman varmış. Yazın hala çok popülermiş.

Bugün gördüklerimiz yetmezmiş gibi Armada Alışveriş Merkezi’ne gidiyoruz. Burası Ankara’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biri. İki bölümü var, Armada 1 ve Armada 2, aralarında köprü ile bağlanıyor. Köprüden gece şehrin güzel manzaraları görünüyor. 125’ten fazla mağaza var ve yılbaşı süslemeleriyle çok güzel hazırlanmış. Etrafındaki sokaklar canlı, parlak ve hareketli. İnsanlar alışveriş yapıyor, restoranlara ve kafelere gidiyor.

Uzun bir gündü. İzlediğiniz için teşekkürler. Yarın Kalesi ve Ulus çevresini gezeceğiz.

Exit mobile version