Gallipoli – known in Turkish as Gelibolu – should not be confused with the town of the same name in Italy. Gallipoli in Turkey is a medium-sized harbour town with a busy ferry port that enables travellers and vehicles to cross the Dardanelles to Lapseki on the opposite shore. A large suspension bridge is currently being constructed across the 10 km strait, set to become the largest of its kind in the world. It is scheduled for completion by 2023.
The name Gallipoli derives from the Greek Kallipolis, meaning “beautiful city”. This evolved into the Italian form Gallipoli, while the Turkish name is Gelibolu. Gallipoli is, of course, most famous for the Gallipoli Campaign of the First World War. However, this video focuses on the town itself – the places to see and things to do. A separate video in our playlist covers the campaign in detail.
For those interested in the military history, the Gallipoli War Museum is a must-visit. This private museum opened in 2007 and explores the campaign and subsequent Allied withdrawal. It features weapons, tools, and everyday items used during the war, offering insight into the lives of both Allied and Turkish soldiers. The museum also highlights the roles of Mustafa Kemal Atatürk and the British Commander of the Allied Forces. Though small, the museum is definitely worth a visit.
All of the battlefields surrounding Gallipoli have been incorporated into a vast national park. This not only preserves the natural beauty of the area but also prevents over commercialisation. Another notable site is the Piri Reis Museum, located by the fishing harbour inside a large tower a remnant of the town’s old fortifications that once lined the waterfront.
The Ottoman admiral Piri Reis (1470–1554), whose real name was Hadji Ahmed Muhiddin Piri, is the focus of the museum’s second floor. He is known for compiling Kitab-ı Bahriye, a navigational book of maps and charts detailing ports and cities around the Mediterranean. The museum includes one of the oldest maps of the Americas and the New World.
The fishing harbour remains the vibrant hub of the town, surrounded by modern shops and restaurants. Gallipoli offers everything you’d expect from a town of its size.
A unique attraction here is the Tractor Museum, which houses around 60 vintage tractors collected from across Turkey. We’ve dedicated an entire video to this extraordinary museum, which showcases exceptional restoration work that brings these old machines back to pristine condition.
Gallipoli has a long and storied past. Once a key wheat-producing region, its strategic location on the Dardanelles made it an important link for trade and military movements between Europe and Asia, as well as for shipping from Crimea.
The Greeks established several cities along the peninsula, which were later taken by the Persians and then retaken by the Greeks. The Romans invaded. Attila the Hun came and went. The area was ruled briefly by the Republic of Venice and remained under Byzantine control until 1356, when it was taken by the Ottomans following damage to the city walls in a 1354 earthquake.
This diverse region was home to around 30,000 people of Greek, Turkish, Armenian and Jewish origin who lived relatively peacefully until the Crimean War (1853–1856). The First Balkan War (1912–1913) brought devastation to many Greek communities, with much of the population forced to move to Gallipoli.
Then came the First World War and the Gallipoli Campaign (1915–1916), followed by the deportation of Greek residents to inland locations. The Greek community recounts how they were mistreated, their homes looted and destroyed. However, Greece was soon at war with Turkey and was seen as a hostile force trying to claim Ottoman land.
After the war, Greek forces invaded and occupied Gallipoli during the Greco-Turkish War (1919–1922). What followed was Turkey’s fight for independence. The Greeks were ultimately defeated, and control of Gallipoli was handed to British troops in October 1922, and then to Turkish authorities in November of the same year.
Thankfully, Gallipoli has since enjoyed more peaceful times and today is a thriving town in a beautiful part of Turkey.
In addition to its historical significance, Gallipoli boasts a lovely sandy beach and even a Hilton Hotel. The seafront is particularly popular in the summer, and the town offers everything one might need for a pleasant holiday or as a base to explore the wider region.
That’s all from Gallipoli for now. Be sure to check out our videos on the Tractor Museum and the Gallipoli Campaign and War Graves.
Gelibolu, Türkçedeki adıyla Gelibolu, İtalya’daki aynı isimli kasaba ile karıştırılmamalıdır. Türkiye’deki Gelibolu, orta büyüklükte bir liman kasabasıdır ve yoğun bir feribot iskelesine sahiptir. Bu iskele, yolcuların ve araçların Çanakkale Boğazı’nı geçerek karşı kıyıdaki Lapseki’ye ulaşmasını sağlar. Boğaz üzerinde 10 kilometrelik bir mesafeyi kapsayan büyük bir asma köprü inşa edilmektedir ve bu köprü tamamlandığında, türünün dünyadaki en büyüğü olacaktır. 2023 yılı itibarıyla tamamlanması planlanmaktadır.
Gelibolu ismini, Yunanca Kallipolis yani “güzel şehir” anlamına gelen kelimeden alır. Bu isim zamanla İtalyanca formu olan Gallipoli şeklini almıştır. Türkçede ise şehir Gelibolu olarak bilinir.
Gelibolu elbette en çok, Birinci Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale Cephesi ile tanınır. Ancak bu video, şehrin kendisine – görülecek yerler ve yapılacak şeyler – odaklanmaktadır. Çanakkale Savaşı’nı detaylı şekilde ele alan ayrı bir videoyu da oynatma listemizden izleyebilirsiniz.
Tarihe meraklı olanlar için Gelibolu Savaş Müzesi mutlaka görülmesi gereken bir yerdir. 2007 yılında açılan bu özel müze, savaşın seyrini ve müttefik kuvvetlerin geri çekilişini anlatmaktadır. Müzede, döneme ait silahlar, araçlar ve günlük yaşam eşyaları sergilenmektedir. Müze, hem Türk hem de Müttefik cephelerinden hayatın nasıl olduğunu gözler önüne sererken, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Müttefik Kuvvetler’in İngiliz komutanının rollerine de yer verir. Müze küçük olsa da kesinlikle ziyarete değerdir.
Gelibolu çevresindeki tüm savaş alanları büyük bir milli park haline getirilmiştir. Bu sayede bölgenin doğal güzelliği korunmuş ve aşırı ticarileşmesinin önüne geçilmiştir.
Gezilecek diğer önemli yerlerden biri de Piri Reis Müzesi’dir. Bu müze, balıkçı limanı yakınında, eskiden kasabanın surlarının bir parçası olan büyük bir kulenin içinde yer alır.
Osmanlı Amirali Piri Reis (1470–1554) müzenin ikinci katının ana konusudur. Gerçek adı Hadji Ahmed Muhiddin Piri olan bu denizci, Kitab-ı Bahriye adını verdiği, Akdeniz çevresindeki limanları ve şehirleri gösteren haritalardan oluşan bir denizcilik kitabı hazırlamıştır. Müze, Amerika ve Yeni Dünya’ya ait en eski haritalardan bazılarını da içermektedir.
Balıkçı limanı, modern dükkanlar ve restoranlarla çevrili, kasabanın canlı merkezidir. Gelibolu, büyüklüğüne uygun şekilde, beklenebilecek tüm olanaklara sahiptir.
Burada görülmeye değer başka bir ilginç yer de Traktör Müzesi’dir. Türkiye’nin dört bir yanındaki köylerden ve kasabalardan toplanmış yaklaşık 60 eski traktöre ev sahipliği yapar. Bu olağanüstü müzeye özel bir video hazırladık çünkü sergilenen traktörlerin tamamen yenilenmiş ve kusursuz hale getirilmiş olması gerçekten etkileyici.
Gelibolu’nun tarihi çok eskilere uzanır. Bir zamanlar önemli bir buğday üretim merkezi olan bölge, Çanakkale Boğazı üzerindeki konumuyla Avrupa ile Asya arasındaki ticaret ve askeri hareketlilik açısından stratejik bir öneme sahipti. Aynı zamanda Kırım’dan gelen deniz trafiği için de önemli bir geçiş noktasıydı.
Yunanlar yarımada boyunca birkaç şehir kurmuş, bu şehirler daha sonra Persler tarafından ele geçirilmiş, ardından tekrar Yunanlar tarafından geri alınmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilmiştir. Atilla’nın orduları bölgeye gelmiş ve sonra gitmiştir. Bölge bir süre Venedik Cumhuriyeti’nin elinde kalmış, ardından Bizanslıların kontrolüne girmiştir. 1354 yılındaki bir depremde surlar zarar görmüş ve 1356’da Osmanlılar bölgeyi ele geçirmiştir.
O dönemde bölgede Yunan, Türk, Ermeni ve Yahudi topluluklarından oluşan yaklaşık 30.000 kişi yaşıyordu ve bir sonraki büyük karışıklık olan 1853–1856 Kırım Savaşı’na kadar barış içinde bir yaşam sürüyorlardı. Ardından gelen 1912–1913 Birinci Balkan Savaşı, Yunan halkı için felaketle sonuçlanmış; Osmanlı Ordusu, bölgedeki birçok Yunan yerleşimini yok etmiş ve pek çok Yunan’ı Gelibolu’ya göç etmek zorunda bırakmıştır.
Daha sonra Birinci Dünya Savaşı ve 1915–1916 Çanakkale Cephesi gelmiştir. Bunu takiben Yunan halkı, Gelibolu ve çevresinden iç bölgelere sürgün edilmiştir. Yunan kaynaklarında halkın kötü muamele gördüğü, evlerinin yağmalandığı ve zarar gördüğü anlatılır. Ancak Yunanistan o dönemde Osmanlı topraklarını ele geçirmek isteyen düşman bir güç olarak görülüyordu.
Savaş sonrasında Yunan ordusu, 1919–1922 yılları arasındaki Yunan-Türk Savaşı sırasında Gelibolu’yu işgal etti. Bu, Türkiye için bir varoluş mücadelesine dönüştü. Türk Kurtuluş Savaşı’nın ardından Yunan ordusu başarısız oldu. Gelibolu, Ekim 1922’de İngiliz birliklerine, Kasım 1922’de ise tekrar Türk idaresine devredildi.
Neyse ki artık daha barışçıl bir dönem yaşanıyor ve Gelibolu umarız ki bir daha savaşa tanıklık etmez. Bugünün Gelibolu’su, Türkiye’nin güzel bir bölgesinde yer alan, canlı ve huzurlu bir kasabadır.
Gelibolu’da ayrıca güzel bir kumsal ve bir Hilton oteli bulunmaktadır. Sahil şeridi yaz aylarında oldukça popülerdir ve modern şehir yapısıyla hem güzel bir tatil hem de çevreyi keşfetmek için ideal bir başlangıç noktasıdır.
Evet, Gelibolu’dan şimdilik bu kadar. Traktör Müzesi ve Çanakkale Savaşı ve Şehitlikleri ile ilgili videolarımıza da göz atmayı unutmayın.


